İhh İnsani Yardım Kuruluşu basını bilgilendirdi
Bilindiği üzere, İsrail'in Filistin halkına Gazze' de uyguladığı ambargo vesilesi ile oradaki dindaşlarımıza yardım ulaştırmak için yola çıkan ve taşıdığı yükünü, merhamet ve vicdan olarak tanımlayan İHH yardım filosu, Akdeniz'in uluslar arası sularında İsrail askerlerince gasp edilmesi ve 560 yardım gönüllüsünün bir çoğunu yaralayıp 9 Türk'ü de öldürmesi nedeni ile Türkiye ve dünya ayağa kalmıştı.

İşte o olayın masum ve cesur kahramanları, ülkelerine dönüp gerekli sağlık kontrollerinden geçtikten sonra kamuoyunun bu konudaki merakını gidermek sorumluluğu ile önce ulusal basınımızın üst düzey yöneticilerini bilgilendirmek amacı ile Süleymaniye'deki Darülziyafe toplantı salonunda bir kahvaltılı toplantı düzenlediler.

O toplantıda, İHH Mavi Marmara gemisinde bulunan ve oradaki vahşeti ve zulmü yaşayan gönüllü insanlar da yer almışlardı. Birebir basın mensuplarının merak dolu sorularını usanmadan cevaplamaya ve başlarından geçeni direkt olarak anlatmaya çalıştılar. Konuşurlarken, anlattıkları cümlelerde o anları adeta yeniden yaşıyor ve ızdıraplarını gözlerden saklayamıyorlardı.

Gönüllülerden Gaye Somuncu, Ömer Faruk, Nalan Dal ve yahudi asıllı İsveç vatandaşı Dror Feiler ile web sitemiz editörü ve yapımcısı aynı zamanda Erzincan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çobanoğlu aynı masada buluştular. Hafif kahvaltı eşliğinde o anları paylaştılar.

Olan biteni okurları ile kahramanların ağzından paylaşmak isteyen Çobanoğlu masasındaki bu dört arkadaşını büyük bir dikkatle dinledi ve uygun soruları ile yaşananları çözmeye çalıştı.

Özellikle yahudi asıllı İsveç vatandaşı Dror Feiler'e tercüman vasıtası ile sorular yönelten Çobanoğlu, Mr Dror' un şu cevabından çok etkilendi. Şöyle diyordu ısrarla, '' 1947'de İngilizler yahudi ve diğer ırklara aynı saldırıyı yapmış ve mandacılığının sonu gelmişti. Şimdi de israilliler bu davranışları ile Filistin ve Gazze ambargolarının sonunu hazırladılar.

Biz ' Adil Barış için Avrupalı Yahudiler ' vakıflarımız aracılığı ile İsrail'i bu tutumlarından vaz geçirmeye çalışıyoruz. Keza bu uygulamalarından dünyanın dört bir tarafında yaşayan yahudiler tedirgin oluyor ve bulundukları ortamlarda rahatsız ediliyorlar. Ayrıca ' İsrail hükümetlerinin bu sorumsuz davranışları israil halkının tutumunu temsil etmez. Şu an görev başında bulunan hükümet hem israil halkına hem dünya yahudilerine zarar veriyor.

Mr Dror Feiler, ben Mavi Marmara gemisinde değildim, kargo gemilerinde idim. Beni ellerine geçirdiklerinde üzerimde çok ağır işkenceler yaptılar. Zira beni çok iyi tanıyorlardı ve bu yardım filosunda bulunmamdan çok rahatsız olmuşlerdı. Çünkü biz her zaman israil hükümetinin ayağına çakıltaşı oluyorduk ve rahat yürümelerine fırsat vermemeye çalışıyorduk. Küçük hücrelerde aç ve susuz bıraktıkları yetmiyormuş gibi beni dövdüler ve kalabalığın içinde çırılçıplak hale getirip güya küçük düşürdüler.

Mr Dror'un bu anlattıklarına Gaye Somuncu, Ömer Faruk ve Nalan Dal da katıldılar. Zira bu üç gönüllü Türk Mr Dror'un konuşmasını Türkçe'ye tercüme ediyorlardı. Amaçlarının sadece Gazze'ye yardım malzemeleri ulaştırmak olduğunu, yanlarında suç unsuru veya provokasyon unsuru hiç bir şey yoktu diyorlardı. Kimseye zarar verecek hiç bir yükümüz bulunmamaktaydı. Onun için hiç korkmuyorduk ve yolculuğumuz neşe içinde geçiyordu diye ekliyordu Gaye Somuncu ve Nalan Dal.

Kahvaltı sonlarına doğru İHH Başkanı Bülent Yıldırım salona geldi ve basın toplantısı başladı. Gaye Somuncu hem kendisi yaşadıklarını anlattı hem de Yunanistan vatandaşı, gönüllü, Dimitris Pleionis'in dehşet dolu ifadelerini tercüme ederken gözyaşlarını tutamadı. Mr Dimitris, şehit olan 9 Türk bizim de şehidimizdir. Çünkü biz onlarla aynı amaç uğrunda yolculuk ederken haksızlığa uğradık. O zalimler sadece bizi öldürmek ve kaçırmak için geldiler. Kutsal yolculuğumuza yapılan bu tecavüzü önlemek için sacece yumruklarımızı kullandık. Onlar en gelişmiş silahlar ile saldırmalarına rağmen, korkularından olsa gerek, sadece öldürmeyi tercih ettiler. Şimdi de bu haksızlıklarına rağmen kendilerini  aklamak için yüzsüzce yürüttükleri propagandalar beni hasta ediyor. Orada yaşanan vahşeti ben gözlerimle gördüm ve yaşadım çünkü... dedi.

Mr Dror'un konuşmaları masada kahvaltı sırasında anlattıkları gibiydi ve Türkçe tercümesini Ömer Faruk yaptı.

Soru cevap kısmına geçildiğinde Aydın Çobanoğlu, bir şeyi ulusal gündeme taşımak istemişti. Ve direkt Dror Feiler'e hitabederek ' Adil Barış için Avrupalı Yahudiler ' avrupa genelinde kaç yahudiden oluşuyor ? diye sordu.
Dror Feiler bu soruyu çok sevdi ve uzun uzun cevapladı. Basın mensupları bu soruya verilen cevabı dikkatle not alıyorlar ve kameralar çekim yapıyorlardı. Hemen arkasında ikinci soruyu gönderdi Çobanoğlu,  ' Bu vakıflarınızın İsrail' de oluşan hükümetler üzerinde bir etkisi var mı, var ise oranı nedir ?
Yine iştah ve hırsla cevaplaıyordu Feiler. ' Avrupa'nın her devletinde varız ve İsrail halkına gereken ikazları yapıyoruz. Fakat oyları onlar kullanıyorlar, biz değil... ' diye vurgu yapıyordu.

Başkan Bülent Yıldırım ise fazla konuşacak bir şeyin kalmadığını, arkadaşlarının ifadelerini yeterli bulduğunu, bundan sonra uluslararası arenada İsrailin yakasını bırakmayacaklarını söyledi. Türk basının içinde satılık kalemleri olmasa İsraili savunacak kimse kalmadığını vurguladı. Satılık kalemler sözünün İsrailli bir yetkiliye ait olduğunu da özellikle belirtti.

Yani sözcü şöyle demiş,' Türkiye'deki kalemlerimizden başka bizi savunacak kimse yok...'





AYDIN ÇOBANOĞLU
AYDIN ÇOBANOĞLU
BÜLENT YILDIRIM
BÜLENT YILDIRIM
ÖMER FARUK
ÖMER FARUK
AYDIN ÇOBANOĞLU
AYDIN ÇOBANOĞLU
DROR FEİLER
DROR FEİLER
GAYE SOMUNCU
GAYE SOMUNCU
DİMİTRİS PLEİONİS
DİMİTRİS PLEİONİS
BÜLENT YILDIRIM
BÜLENT YILDIRIM
DROR FEİLER
DROR FEİLER
ÖMER FARUK
ÖMER FARUK