Doç. Dr. Bengü ÇOBANOĞLU
bengus_2005@yahoo.com
 
ÇAĞIMIZIN MODASI ;   R E F L Ü
Halk arasında mide reflüsü olarak tam doğru telaffuz edilmese de bilinen reflüyü biz hekimler "gastroözofajial reflü" olarak isimlendiriyoruz.
Genel ifadeyle reflü mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Bildiğimiz gibi mide içeriği asitli olduğundan yemek borusuna geri kaçması ve bunun uzun süreli olması, yemek borusunun kendini asitten koruyamamasına ve tahrişine neden olmaktadır.
Erişkinlerin %20'sinde geliştiği belirtilse de günümüzde bu oran hızla artmakta ve neredeyse toplumun yarısından fazlasını etkilemektedir.
En sık bulgularından biri göğüste yanma olduğu için hastalar bize göğsüm yanıyor şikayeti ile gelirler.

Yemek borusunun mideyle birleştiği yerde normalde mide içeriğinin geriye yemek borusuna kaçışını önleyen kapak benzeri bir yapı  bulunur. Bu yapı yemek mideye inerken gevşer sonra geriye kaçışı önlemek için kasılır. İşte bu yapının bozulması sonucu kasılması gerektiği zaman kasılamaması yiyeceklerin mide asitiyle de karışmış olarak yemek borusuna geri kaçmasına yol açar.
Hastalar reflüyü göğüs bölgesinde yanma ve baskı hissi olarak hisseder. Bazen de bu yanma hissi boğaza kadar çıkar. Tam bu noktada uzun süre boğaz tahrişi gıcıklanması ve öksürüğü olan hastaların, eğer göğüs hastalıkları yani akciğerlerle ilgili bir sorunları yoksa reflü açısından da değerlendirilmesi gerektiği belirtmek isterim.
Yemek sonrasında hastaların şikayeti artar, ağza acı su gelir, ses kısıklığı yutma güçlüğü olabilir.

Eğer reflü tedavi edilmezse yemek borusunda darlık ve kanamalara yol açabilir. Hatta çocukluk çağı astımlarının altta yatan nedeni bile olabilir. Sürekli asit tahrişi yemek borusunun mideyle birleştiği yerde ileride kanser için risk oluşturan epitelyum değişikliklerine yol açabilir (Baret özofagus)

Hastanın şikayetleri iyi dinlenirse tanı koymak güç değildir. Altta yatan anatomik bir neden düşünüldüğü zaman boyalı bir madde verilerek film çekilebilir, endoskopi yapılabilir,mide asit ölçümü değerlendirilebilinir.
Tedavi de genel klasik bir reflü tedavisi verilir. Bu ilaçlar mide asitini azaltan ilaçlar,mide içeriğinin barsağa geçişini hızlandıran ilaçlar şeklinde düzenlenir. Daha ileri safhalarda ameliyat yöntemlerine başvurulur.
Yeme alışkanlıkları reflüyü önleme ve kontrol etmede oldukça önemlidir.

Aşırı kilo ciddi bir problemdir. Her hastalıkta olduğu gibi reflü içinde risktir. Fazla yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Rafine şeker kullanımı azaltılmalıdır. Yine çikolata kahve sigara kolalı içecekler, koyu çay, turşu, yağda kızartılmış yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir.

Gece yatarken yüksek yastık kullanmak, akşam yemeğini yatmadan  en az 3-4 saat öncesinde yemiş olmak, bol su içmek önleyici tedbirlerdir.
Yapılan çeşitli gözlemlerde, günde 3-4 litre su içilmesi,un ve şekerden yapılan yiyeceklerden uzak durulması ve günde en az 3-4 diş sarımsak yenilmesinin oldukça etkili olduğu izlenmiştir. Kefir ayranı yarım yada bir litre kadar tüketildiğinde oldukça faydalı olmaktadır..

Unutlmaması gereken bir diğer nokta bitkisel çay kullanımıdır. Son yıllarda ne yazık ki bu tür çayların kontrolsüz kullanımı yarardan çok zarara neden olmaktadır. O nedenle her bitkisel karışım zararsızdır şeklide düşünmemek gerekir. Örneğin halk arasında tüketimi yaygın olan kuşburnu çayı ne yazık ki reflüyü artırabilmektedir. Öte yandan ıhlamur ve papatya çayının mideyi rahatlatıcı etkisi vardır ve kullanılabilir.
Hepinize sağlıklı günler dileklerimle..
                                                                                                                 Dr. Bengü Çobanoğlu Şimşek


Fırat Üniversitesi Patoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Yazarın önceki yazılarını okumak için tıklayınız