Doç. Dr. Bengü ÇOBANOĞLU
bengus_2005@yahoo.com
 
KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ
Kırım-Kongo Kanamalı Ateş, keneler tarafından taşınan bir mikrobiyal etkenle oluşan ateş, ve  kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Hastalığın kenelerle ilişkisi nedeniyle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler, mezbaha çalışanları, kasaplar, sağlık personeli özellikle risk gurubudur.
Ülkemizde 2002 yılında sağlık bakanlığı istatistiklerine göre 150 vaka tespit edilmiş bunlardan 6'sı hayatını kaybetmiştir. 2007 verilerine göre 717 hastadan 33 tanesi bu hastalık nedeniyle kaybedilmiştir. Yani hastalık ülkemizde tedricen artmaktadır. Bu açıdan da konu güncellenmiştir. 

Fırat Üniversitesi Patoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Yazarın önceki yazılarını okumak için tıklayınız
Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşarlar.  6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Ancak her kene hastalığa yol açmaz hastalığa sebep olan kene kurak ve yarı kurak bozkır
iklimini sevmekte ve genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde, kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık alanlarda yaygın olarak görülmektedir
Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür, bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.
Hastalığın başlıca belirtileri ise; ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, kanama, yüz ve göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, burun kanaması, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, dışkıda ve idrarda kan görülür, ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile olmaktadır
Hastalığın bulaşmasını önlemek en önemli tedbirdir. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur. Ne yazık ki bu sevimli böcekler (!) hayatımızın içinde her alanda bulunabilmekteler. Korunmak için öncelikle kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir, Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir, riskli grupların önlem almaları gerekir.

Ancak herşeye rağmen keneyle başbaşa kaldıysak yani derimize yapışan bir keneyle gözgözeysek öncelikle keneyi vücuttan uzaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmayanlar dışında, vücuda yapışmış kenenin uzaklaştırılması için sağlık kurulusuna başvurmaya gerek
bulunmamaktadır. Vücuttan kene uzaklaştırmak usulünce yapıldığı takdirde kolayca ve risksiz yapılabilecek bir işlemdir.
www.kirim-kongo.saglik.gov.tr
Yapışan keneler kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden, patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra tendürdiyot sürülmelidir
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.  Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, kolonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır.
Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir, ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hastalığın belli bir tedavisi olmayıp destek tedavi uygulanmaktadır.
Yararlanılan kaynaklar ve daha fazla bilgi için,
T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.
 

APANDİSİT
bengus_2005@yahoo.com
Doç. Dr. Bengü ÇOBANOĞLU
Karnın sağ alt bölümünde apendiks denen kalın bağırsağın uzantısı bulunur. Uzun bir boru  şeklinde ve hareket kabiliyeti olan apandiksin içinden herhangi bir besin geçmez. Yaklaşık 9-10 cm uzunluğundadır daha uzun veya kısa olabilir. çocuklarda biraz daha uzundur. Yerleştiği yer bazı kişilerde farklılık gösterebilir. Apendiksin çoğunlukla dışkı veya daha az bir ihtimalle safra taşı, tümör ya da barsak kurduyla tıkanması sonucu iltihaplanmasına apandisit denir. Apandisin vücuttaki fonksiyonu henüz bilinmemektedir. Lenf dokusu bakımdan zengin bir yapıdır. Tedavi edilmediğinde tehlikeli bir hastalık olan apandisit, karın zarının iltihaplanmasına neden olur. Erkekler, apandisite, kadınlara oranla daha fazla yakalanır. Fakat çocukluk döneminde, hem kızlarda hem de erkeklerde eşit sıklıkta ortaya çıkar.
Apandisit 2 şekilde ortaya çıkar. Bunlardan ilki akut apandisittir. Belirtileri şiddetli seyreder ve ameliyat olmayı gerektirir. Mukuslu, irinli ve gangrenli olmak üzere üç tipi vardır.
Mukuslu apandisitte iltihap artmıştır ve apandiks büyümüştür. En çok karşılaşılan tiptir. Tedavi edilmezse irinli apandisit oluşur.
İrinli apandisit, abseye neden olur ve bağırsağın diğer bölümlerine yayılabilir. Ülserleşmesi sonucunda karın zarı iltihabı meydana gelir.
Gangrenli akut apandisitte, kanın pıhtılaşması sonucu, apandikse gelen kan miktarında azalma vardır. Sonuçta doku ölümü gerçekleşir ve apandiks kopar. Yayılması sonucu daha ağır bir karın zarı iltihabı oluşur.
Akut apandisitin en önemli belirtisi, karın ağrısıdır. Bu ağrı göbek çevresinde, yavaş yavaş artan bir şiddette karnın sağ alt tarafına yayılan künt tarzda bir ağrıdır. Yaklaşık 4-5 saat sürer ve bu süre içinde şiddeti azalır veya artar. Bu ağrı, kasık bölgesinde, sırtta ya da genital bölgede hissedilebilir. Bir çok olguda iştahsızlık, bulantı, kusma meydana gelebilir. Ateş hafif yükselmiştir. İshal ya da kabızlık bazı çocuklarda görülebilir. Hastanın rengi solmuştur,nabzı yüksektir.
Kronik apandisit, akut apandisite göre daha hafif seyreder. En çok görülen belirtisi sık sık fakat daha hafif şiddette karın ağrısıdır. Hemen ameliyat edilmesi gerekmez. Bulantı ve kusma yoktur. Kronik apandisitte ateş yüksekliği saptanmaz.
Apandisitin tanısını koymak zor olabilir. Çünkü hastalığın belirtileri bir çok hastalıkta da vardır. Özellikle apandisitin yerinin değişken olması tanıyı iyice güçleştirir.Hastanın hareket etmekten çekinmesi, hareket sırasında ağrının artması apandisit şüphesini arttırır. Ayırıcı tanı için, diğer çevre organların da incelenmesi gereklidir. Ayrıca karnın sağ alt tarafına bastırılınca ağrının artması önemli bir bulgudur. Ultrasonografi, tomografi ve kan tahlili tanıya yardımcı olmakala birlikte en önemlisi hastanın öyküsü ve fizik muayene bulgularıdır.
Apandisitin tedavisi zor değildir. İlaçla yapılan tedavi, antibiyotiklerin kullanılması, hastalığın iyileşmesini sağlamaz. Apandiks, antibiyotiğin zor ulaşabileceği bir yerdedir. Kesin tedavi için ameliyat şarttır. Kolay bir ameliyattır. Bu ameliyat sırasında apandisit alınır. Yaklaşık 30-40 dakika sürer ve hastanede 1 gün yatma süresi vardır. Tedavi  edilmediğinde tehlikeli bir hastalık olduğundan ve ölüme yol açtığından, hasta hemen ameliyat edilmelidir. Hastalığın belirtilerinin ağırlaşmasını beklemeden yapılan bu uygulama, tanının yanlış konmasına neden olabilir. Ameliyat sırasında apandiks sağlam dahi olsa, çıkarılmasında fayda vardır.
Özellikle çocuklarda şiddetli karın ağrısı iştahsızlık bulantı şikayetlerine dikkat etmek ve en yakın sağlık merkezine görünmek gerekir.
Sağlıklı ve sorunsuz günler dileklerimle …